Bulunduğun Yerden Mutlu Musun?


Hayatım boyunca büyük ve kahredici hırslarım olmadı hiç. Ne birilerini geçmek için günlerce ders çalıştım, ne de aylar süren strese heba ettim ruhumu.

Her daim yaşayabilecek kadar çalışıp, mutlu olabilecek kadar yedim. Sırf Anadolu Lisesi kazanabilmek için o herkesin konuştuğu dizilerden soyutlamadım kendimi. Ya da yine ders çalışmak için asla bırakmadım gezmeyi. Evet belki tam olarak özgür değildim o dönemlerde, ancak asla baskı görmedim de göstermedim de.

O yüzden daha mutluyum şimdi. Çünkü biliyorum; babanız, anneniz ya da dayınız üst kurulların birinde yönetici ya da Fatih Terim değilse bi boka yaramıyor diplomanız.

Okul hayatı benim için hep aracı oldu. Sadece bulunmak ve barınmak istediğim konuları belirledim ve sınavdan bir gün önce çalışarak orta seviyeyle hepsini geçtim. Ne vezir oldum yani ne de rezil.

Şu an benimle aynı işi yapan ve aynı maaşı alan bir kız Boğaziçi mezunu, bir diğeri Açıköğretim ve ben de vakıf üniversitesi. Ne değişti peki onunla bizim aramızda? Koca bir sıfır. Hatta diğer ikili arasında açıköğretim mezunu olan daha başarılı ve yükselişe aday şu anda.

Yani siz kendinizi yırtıp soyutluyorsunuz ya hani dünyadan, o sırada ne kadar özgüven yoksunu olacağınızı anlamıyorsunuz bile. Ama gelin görün ki; iş hayatı girdi mi devreye hepsi değişiveriyor.

Doğalgaz faturanızı ödemiyor diplomanız ya da günlerce sivilceler fışkırttığınız stresli ruhunuz yardımcı olmuyor müdür karşısında.

Evet okuyun. Ortamlarda, muhabbetlerde ve iş alımlarında oldukça faydalı. Ancak ne bölümünüz dert oluyor, ne de diploma notunuz. He ben doktor olacağım derseniz o kısım apayrı. Orada okuyun, kudurun, parçalanın. Çünkü gideceğiniz yerde herkes öyle ve herkes sizin gibi zamanında çok çalışmış olacak.

Ama şunu da unutmayın; bugün bir matematik öğretmeninin aldığı maaşı, Buse Terim sadece on dakika içerisinde harcıyor ve de hiç acımıyor.

Yani bahsettiğim; dünyanın adaletsizliği tamamen. Ve ben bunu sanırım çok küçük yaşta kesfetmişim. Her şeyin biraz ucundan, mutlu edecek kadar, on kere değil de bir kere yaşamayı ama yine de keyifli, yine de hevesli olmayı seviyorum ben.

Gözünüzü ve ruhunuzu ne kadar alçakta, ne kadar sade tutarsanız hayatınız o denli güzel geçiyor aslında. Minik hedefler koyun önünüze ve önce onları yapmaya bakın. Bırakın on yıl sonra nerede olacağınızı düşünmeyi. Siz şimdi mutlu musunuz ya da iyi ki başlığıyla onlarca şey sıralıyor musunuz? Önemli olan bu. Dünya geçici ve adalet yoksunu bir yer. Siz de elinize geçen pastanın dilimiyle yetinmeyi öğrenip, tadıyla keyif almaya bakın.

 

Şimdi durun, düşünün ve geç olmadan mutlu olmaya bakın. Günaydın herkese 😉

 

 

2 Comments

  • Cevapla Nisan 22, 2016

    SİNEM

    be dünyada benim gibi düşünebilen kimse yokmuuuuu ?? dedim ve sizi keşfettim tesadüfen bence hiç bir şey tesadüf değildir ;)size bayıldım sizde kendimden çok şey buluyorum harikasınız maşallah 🙂 instagramdan takipcinizim size bi konu hakkında danışmak istiyorum mutlu olmak ile

    • Cevapla Nisan 22, 2016

      utopikkafa

      Tabii ki sorabilirsiniz. Konuşmak isterim mutlaka 🙂

Leave a Reply