Münih Gezisi

Yoğunluk sebebiyle zaman ayrılamayan blog sayfasından herkese selam! Ne derseniz kabulüm… Vallahi artık yoldan çıktım. He yoldan çıktım demişken, geçenlerde Almanya’ya düşmüştü ya yolumuz hani, heh işte al bakalım mis gibi bir Münih Gezisi yazısı. Affet beni tamam mı? =/

Açıkçası Münih, Almanya’da tercih edeceğim ilk yer değildi. Önceliğim her zaman Berlin’di. Ancak Münih’e bulduğumuz uygun uçak bileti, rotamızda değişikliğe sebep oldu. Diyorum ya daima takip edin kampanyaları diye. Bu da o şanslardan biriydi işte.

Doğruyu söylemek gerekirse 3 günü buraya ayırarak harika bir şey yapmışız çünkü asla 3 günden fazla etmez burası. He yapılacak hiçbir şey yok mu yahu da değil tabii. Neyse ben yazayım, sen oku canısı. Öpüyorum çok. :*

Münih Gezilecek Yerler

  1. Marienplatz:

Münih’in en meşhur yeri. Bir yapı var ki amanınnn… İsmi Rathaus. Her yandan baktım, fotoğrafını çektim ama yok, tek bir kareye asla sığmadı. Zaten sanırım Münih’in en güzel ve tek güzel yapısı da bu.

Marienplatz; mekanların, barların, alışveriş merkezlerinin ve mağazaların olduğu en meşhur yeri Münih’in. Bir diğer tabirle Münih’in kalbi.

Bu arada gittiğimiz gün şansımıza Bayern Münih‘in tam da burada şampiyonluk kutlaması vardı. He ama kutlama ne kadar verimliydi tartışılır. 😀 Çünkü ne bir meşale, ne bir bayrak satan abi, ne marş okuyup zıplayan taraftar… Hiçbiri yoktu yahu. Çok enteresandı gerçekten. He ama en güzeli de şu ki; asla taşkınlık yapan yoktu. Herkes edepli bi şekilde kendince eğlendi.

       2İngiliz Bahçesi:

Hayatımda gördüğüm en muazzam bahçe. Böylesine büyük, böylesine güzel, böylesine bakımlı bir bahçe olamaz. O kadar büyük ki, Belgrad Ormanı yanında ufacık kalır. İçinde kaybolmak, yorulmak ve oksijene kapılmak pek tabii olası.

Ve bir de bahçe içerisinde harika bir nehir var ve bu nehirin üzerinde sörf yapan gençler. Harika bir şölene dönüşüyor. Hatta ruhu genç olan teyze ve amcalar da vardı aralarında.

Biz, uzun bir yürüyüş yapıp ardından nehir kenarında sabah kahvaltısı yaptık. Marienplatz tarafında yer alan mekanların birinden sandviç vs almıştık yanımıza. Onları yedik.

       3) BMW Welt / BMW museum:

Açıkçası arabalara çok düşkün değilim. Murat da aynı şekilde. O sebepten girmedik. Ama gitmeye değer olduğunu söyleyen pek çok kişi var.

      4) Deutsches Museum:

Hayatımda gördüğüm en muhteşem müze. İç mimarisi, kusursuz detayları, bölüm bölüm her şeyi en ince detayına kadar anlatmaları… Kısacası, Münih gezisi yapacaksanız bu müzeyi asla atlamayın.

    6) Pinakothek Müzesi:

Pek çok ünlü ressamın eserine ve sanatın pek çok dalına tanıklık edebileceğiniz biraz İstanbul Modern’e benzeyen bir sanat müzesi. Burası da gayet keyifli vakit geçirebileceğiniz bir yer.

 

Bir de bunların dışında, şehir merkezinden biraz uzak ama gidenlerin beğendiği yerler var. Bunlar;

Frauenkirche Kathedrale ve Nymphenburg Palace.

Gelelim “Münih’te Ne Yenir?” kısmına. Dürüst olacağım, aç kaldık! Yani aç kaldık derken domuz eti tüketmediğimiz için inanılmaz kısıtlı bir yeme-içme seçenekleriyle karşılaştık. Balık, sandviç, macaron, hamburger. Yediklerimiz bunlar.

Balık yediğimiz yer; NORDSEE. Balık, patates, sütlü tatlı ve içecek yiyerek 2 akşam karnımızı burada doyurduk. Mekan bu şekilde dışarıda masaları var ve gayet sıcak çalışanlara sahip. Eğer ki domuz eti tüketmiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.

Bir diğer kurtarıcı mekan, Rischart! Sandviç çeşitleri, tatlıları ve Türk çalışanları ile hayatınızı kolaylaştıracak bir yer.

Bir diğer yer de MR. Pancake. Ben, muzlu ve nutellalı aldım, Murat elma ve tarçınlı. Ancak fazla geldi ve ben hepsini yiyemedim. Ya aç gidin ya da tek bir tabak söyleyin. Minik ve sevimli bir mekan bu arada.

Bir de Maelu var! Bugüne kadar yediğim en efsane macaron işte burada! Ve son derece pahalı. Ama kesinlikle 1 tane de olsa alın ve tadına bakın.

Hamburger seven biri olarak ve kapısında güzel bir sıra görünce evet dedim sanırım burası çok iyi. Ama yanıldım. İçi pişmeyen bir hamburger eti ile son derece mutsuz oldum. He ama elbet bu kadar insanın vardır bi bildiği. Az pişmiş et sevenlerdensen bir uğra. Mekanın ismi Ruff’s Burger.

Yeme içme kısmı bende böyle. Genel olarak Münih gezisi ile ilgili notların nasıl dersen de buyur bakalım;

1) Herkes spor yapıyor. Bisiklet, yürüyüş ve koşu her dakika, her yerde karşılaşacağın bir yaşam biçimi.

2) Sonsuz bir saygı var insana karşı. Yollar, dükkanlar, eğlenceler, parklar. Her yerde herkes saygılı.

3) Kuralcı kişilikleriyle meşhur olmalarına şu örneği vereceğim: Sabah 07.00’de sokağa döküldük ve mis gibi kokan bir fırının önünden geçtik. Kapısı açık, içeride de çalışan. Bir ekmek, poğaça benzeri bir şey almak için girdik ve bize daha açık değiliz yarım saat sonra gelin deyip kapıyı gösterdiler. Oysa bizde öyle mi? Canın çekecek, kokacak, içeri gireceksin, daha açmadık diyecekler, geri çıkacaksın. Mümkün değil. Kural tamam da hani nerede vicdan? 😀

4) Pazar günü her yer kapalı! Vallahi bak. İstiklal gibi bir caddesi var, mağazalar kapalı. Avm’ler kapalı. Marketler kapalı. Sadece belli başlı restaurant ve barlar açık. Bir de müzeler. O sebepten müze ya da İngiliz Bahçesi gezisini bugüne bırakın derim.

5) Hava ilk gün çok soğuktu. 2. gün de hatta 3. günün sabahında da. Lazım olmaz ama alayım yine de dediğim kaşkolum en büyük kurtarıcım oldu ilk 2 gün. Ama asıl mevzu şu; ben kaşkol takarken ablalar askılı ile geziyordu. Kışı nasıl soğuksa, bu havada yazlık kıyafet giyiyorlar. Günlerden 19 Mayıs…

Aklıma gelenler böyle. He sormak istediğiniz bir şey olursa tabii ki sorun. Bildiğim yerden geldiği sürece sıkıntı yok. 🙂 Şimdiden bol gezili günleriniz, günlerimiz olsun. Hepinizi öpüyorum. :*

 

 

 

Be first to comment